İnternette evleri ve fiyatları araştırmaya başladım.
Önce alternatiflerimizi sıraladım
- Tamamlanmış bir ev satın almak
Yeni bir dubleks
Eski bir dubleks
Yeni bir apartman dairesi
Eski bir apartman dairesi
Emlak sitelerini taradığımda elimizdeki paranın müstakil, bahçeli, yeni bir bina almaya asla yetmeyeceğini anladım. 3 oda bir salon dubleks evler 400.000 TL den başlıyordu. Paramız ince işleri tamamlanmamış sıradan bir apartman dairesine yetiyordu ama içini yaptırmaya yetmiyordu. Diğer alternatifleri araştırmamız gerekiyordu.
- Yeni bir ev yaptırmak
Betonarme karkas
Çelik Karkas
Ahşap Karkas
Prefabrik
Evet; yeni bir ev yaptırmak daha kolay gibiydi. Paramız ne kadar yetiyorsa o kadar küçük bir ev yaptırırdık. Küçük ama sağlıklı olurdu. Ancak
Betonarme inşaat fiyatları da elimizdeki paranın kat kat üstündeydi.
Çelik karkas binalarda gece ve gündüz ısı farkından dolayı oluşan genleşmeler son derece rahatsız edici gürültüler çıkarıyormuş. Fiyatlarını araştırmadan vaz geçtim.
Prefabrik evlerin ömrü ise en fazla kaliteli bir sandalye kadar kısa.
Eşimin de benim de gönlümüzde ahşap ev yatıyordu aslında. Ama yıllar önce, çocuklarımız üniversitede okurken, yani tüm kazancımızı onlara ayırdığımız dönemlerde ahşap evlerin fiyatlarını öğrenmiştik. Çok pahalı gelmişti bize.Belki de bu nedenle ahşap ev fiyat araştırmasını en sona bırakmıştık. Oysa aradan geçen zaman içinde Türkiye’nin bu konuda atak yapmış olabileceğini hesaplamalıydık.
Araştırmaya internetten başladık. Karşımıza tahminimizden çok fazla site çıktı. Aşağıya adreslerden bazılarını kopyalıyorum.
http://www.finahsap.com.tr
http://www.baneva.com/
http://kurguyapi.com
http://tamdekor.com.tr
http://www.konkur.com.tr
http://www.sirinhome.com.tr/
http://www.kutukevler.com/
Fiyat araştırması yaptığımız dönemde KDV ve ÖTV indirimleri vardı ve bir çok ahşap ev şirketinde kampanyalar yapılıyordu. Fiyatlar hemen hemen aynı idi. Verilen ilk fiyat m2 si 1000 TL civarında oluyor ama çeşitli indirimlerle fiyat 750-800 lere kadar düşüyordu.
Firma konusunda karar vermemiz kolay olmadı.
Kullanılan ağaçlar
Evi tomruklardan, yani yuvarlak ağaçlardan yapmayı düşünüyorsanız, bu ağaçların zaman içinde kendi etraflarında dönerek duvarlarda belirgin aralıklar oluşturabileceğini bilmelisiniz.
Kullanacağınız kerestenin seçimini bilinçli yapmalısınız
Kerestelerde kullanılan kimyasalları tanımalısınız
Ahşap binalarda en çok ladin kullanılıyor. Budaksız, reçinesiz göze çok hoş görünen bir kerestesi var. Bu keresteler, Almanya, Finlandiya ya da Rusya gibi ülkelerden ithal ediliyor.
Bu kerestelere Türkiye’de emprenye sistemi uygulanıyor. Yani kerestenin dayanıklılığını arttırıcı ve böceklere karşı koruyucu özellik kazanması için kimyasal bir madde kullanılıyor. Kimi imalatçılar keresteleri bu maddenin içine yatırıp sıvıyı emmesini sağlıyor, sonra fırınlarda kurutuyor, kimisi fırça yardımıyla kerestelere sürüyor. Ancak bu kimyasallar aslında böcek öldürücü (insektisit) dediğimiz maddelerden yapıldığı için insan sağlığını kötü yönde etkileyecektir. Çünkü biz ilaçlanmış kerestelerin arasında yaşayacağız. Bu hayli ürkütücü değil mi? Bir de bu kimyasallar sayesinde ahşabın yanmaya karşı dayanıklılığı arttırılıyor. Yani olmazsa olmaz. İyi de zehirlenecek miyiz? Avrupa’da bu maddenin yasaklandığını da okuyunca iyice ürktük biz. Bir de bizi düşündüren başka bir şey daha vardı. Neden İTHAL ürün? Neden bizim ormanlarımız varken başka ülkelere para kazandırıyoruz. Bu ürünleri kendi ülkemizde temin edemez miyiz? Görüştüğümüz firmalar Yabancı ülke firmalarına bağlı çalışıyorlar. Paket evler satıyorlar. Yani neredeyse ikeadan alıp monte ettiğimiz mobilyaların mantığı ile ev yapıyorlar. Aslında çok hoş bir sistem bu. Ama bizi dış ülkelere bağımlı bırakıyor. Üstelik fiyatlar doğal olarak gereğinden fazla yükseliyor.
Bunları düşünerek firma konusunda kararsız kaldık. Bu kez araştırmalarımızı yerli ürün kullanan firmalara yönelttik. Yanılmamışız. Yerli kerestelerle çalışan bir firma ile karşılaşmamız uzun sürmedi. Onlarla detaylı bir görüşme yaptık. Yerli kızılçam kullanmaya karar verildi. Kızılçam ladine göre çok daha fazla reçine içeriyordu. Zamanla reçineler akmaya başlayabilir, başka bir deyişle duvarların estetiği bozulabilirdi. Ahşap evde estetik deyince benim aklıma gelen tek şey doğallık. Ne kadar yapay malzeme kullanılırsa o kadar bozulurdu evin güzelliği. O nedenle reçineler ve budaklar estetik açıdan bana çirkin değil, tam tersi çok çekici geldi.
Kerestelerin böceklere karşı korunması ve yangına karşı dayanıklılıklarının arttırılması gerekiyor. Bu nedenle “emprenye” denilen bir kimyasal kullanılıyor. Bu kimyasallar aslında insektisit yani bizim bildiğimiz böcek ilaçlarının ta kendisi. Kerestenin cinsine karar verdik ama emprenyede kullanılan kimyasalların kullanılmasını istemiyorduk. Çünkü bunlar, biz havayı soludukça bizi zehirleyecek maddelerdi.
Eşim TV kanalından birinde izlediğimiz “Taş Suyu” ile ilgili programı hatırladı. Hemen internette arama yaparak adreslere ulaştık. Taş suyu FİRETEX adıyla geçiyor. Buluşun sahibi
Faruk Durukan http://www.kalenaturel.com/ sitesinden ulaşabilirsiniz.
Eşim Firma yetkilisi ile birlikte Faruk Durukan’ı ziyaret etti. Firetex ile ilgili detaylı bilgi edindiler ve kerestelerin taş suyunda bekletilmesinin mükemmel bir düşünce olduğuna karar verdiler.
Evet, sonunda bize yerli kereste kullanacak olan firmamızı seçtik. Hem de mucidi bir Türk olan ahşap koruyucu madde kullanacaklardı.
Firma seçimini yaparken kerestelere önem verdik ama sözleşmede atladığımız çok önemli bir konu vardı ki, bunu sizler sakın yapmayın.
Yaptıracağımız evin projesi çizilmedi. Benim çizdiğim sıradan ve ölçüsüz çizim bir mimari proje imiş gibi kabul edildi. Biz bu yüzden hem çok üzüldük, hem de çok zaman kaybettik.
Firma bir inşaatçı mantığı ile değil mobilya yapan bir marangoz mantığı ile yaptı evimizi. Evimizi yaptırdığımız arazi ilin en çok sel baskını yaşayan bölgesi olduğu için bir subasmanı yerine temeli olan bir betonarme zemin kat yaptırdık. Bu katın mimari projesini de kendimiz çizdirdik. Onların yapması gereken şey evin keresteleri kesilmeden önce bu zemin kata göre mimari bir proje çizdirip inşaata öyle başlamaktı. Üstelik aile kuruluşu olan bu firmanın oğlu henüz Mimarlık 1. sınıfta okuyan bir öğrenci olmasına rağmen bana Mimar olduğunu söylemişti. Bünyelerinde mimar da çalıştırmıyorlardı. Üstelik biz aksini aklımıza bile getirmediğimiz için sözleşmede proje çiziminden hiç söz etmemiştik.
Ahşap mimarisi betonarmeden çok farklı bir şey. Duvar ölçüleri değil kereste ölçüleri geçerli. Bunu ancak ahşap inşaat yapan firmalar ya da bu firmalarım mimarları bilebilir. Bu nedenle benim mimarım ve tanıdığımız diğer mimarlar istediğim çizimleri betonarme mantığı ile yaptılar. Olmadı tabii. Onlar ise hiç umursamadılar ve iş projesiz başladı.
Bu nedenle yaşanan bir iki olayı aktarayım size.
Ahşap ev betonarme zemine yerleştirilip monte edilmeye başlandı. Sıra su tesisatına geldi. Tesisat projesi de yoktu doğal olarak. Açılan her delik ya kolonların ya kirişlerin üzerine denk geldi. Zemin delik deşik oldu. Doğru yeri bulup yanlış açılan yerleri çimento ile doldurdular. Deliklere denk gelen beton demirlerini kestiler.
İkinci katta bir WC istemiş ve kendi çizimimde yerini belirtmiştim. Montaj yapılırken bu WC nin bir klozet ve bir lavaboyu ancak sığdığını ve kapının içe açılmasının mümkün olmadığını gördüm. Oysa çatı katı neredeyse 40 m2 lik kocaman bir alandı. WC nin küçültülmesinin mantığını bir türlü anlamamıştım ama bunun nedeni sonradan ortaya çıktı. Üst kata WC yi nasıl yapacaklarını bilmiyorlardı ve beni WC den vazgeçmeye ikna edebileceklerini ummuşlardı.
Tuvaletin tesisatını yapan usta keresteden örülmüş olan WC nin tabanına beton dökemeyeceğini, kerestenin betonu taşımayacağını söyledi. Bu şartlarda WC nin su sızdırmasının kaçınılmaz olduğunu anlattı. Üstelik WC tam da mutfak dolaplarının üstüne denk geliyordu. Firma yetkilisinin bana iki önerisi vardı
Birincisi tuvaleti tamamen kaldırmaktı. İkinci alternatifi ise onun sözleri ile aynen şöyleydi.
“Ben yaparım ama siz kullanmayın.”
Onlara göre ben yaklaşık 40 m2 alanı olan 2 kocaman penceresi olan bu çekme katı temizlemek için alt kattan kova kova su taşımalıydım. Kirli suyu dökmek için bile aşağıya inip çıkmalıydım.
Eğer bir mimari proje çizilmiş olsaydı WC biraz daha sağa kaydırılıp banyonun üzerine getirilebilir ve tabanda kerestelerin arasına atılacak demir karkaslarla betonu taşıyacak direnç sağlanabilirdi. Şimdi WC yi yaptılar. Ahşap zemine beton dökerek yaptılar. İlerde keresteler ağırlığı taşımayıp bel verecek ve bu hatanın eziyetini elbette yine biz çekeceğiz.
Evin tasarımını yaparken çekme kat diye adlandırabileceğim bir kat tasarladım. Merdivenleri de tasarımda gelişi güzel yerleştirdim. Çünkü merdiven nasıl ölçülendirilir bilmiyordum. Ben bir eczacıyım ve mimarlıkla ilgili en ufak bir eğitimim ve deneyimim yok.
Merdiveni yerleştirdiğimde çekme katın tabanı konuk odasının tavanının yarısına denk geldi. Ben öylece çizip yolladım. Projelendirmelerini istedim. Bana giriş katını çizip yolladılar. Ama çekme kat ile ölçülendirilmiş bir çizim yapmadılar. Daha doğrusu ben yaptıklarını sanıyordum ama gerçekten de yapmamışlar. Şimdi odanın tavanına doğru başımı kaldırdığımda yarısı çatıya kadar uzanan diğer yarısı orta yerde kesilmiş hilkat garibesi bir şey görüyorum. Yani odanın tavanı yarım. Bunu izah edemem. Ancak görmeniz gerek. Eminim ki hiçbir projede böyle bir uygulama görmemişsinizdir. Hiçbir mimar böyle bir proje çizmemiştir. Bu ancak bizim eve özgü bir defo olarak kalacak.
- Sözleşmeyi ve ahşap ev yapımı ile ilgili hiçbir ödemeyi, proje çizimi gerçekleştirilmeden yapmayın. Gerekirse projenin ücretini ödeyin. Çünkü daha sonra oluşacak zararlar daha büyük maddi kayıplara neden olabilir.
- Anahtar teslim ev yaptıracaksanız ince işlerde kullanılacak malzemeleri sözleşmede madde madde belirtip fiyatlarını yazın. Bunu piyasa fiyatları ile karşılaştırın.
- Su tesisatında kullanılacak borular, elektrik tesisatında kullanılacak kablolar, mutfak dolapları ve mermeri, kapı ve pencerelerin cinsi, şekli, boyutları mutlaka sözleşmede belirtilmeli ve fiyatlandırılmalı.
Bu konuda da başıma gelenleri anlatmalıyım size.
Bizim sözleşmemizde kapılarla ilgili maddeyi olduğu gibi aktarıyorum .
Burada dikkatinizi masif panel kapılara çekmek istiyorum. Masif; kısaca ahşap demektir. Panel ise herkesin bileceği gibi plaka demek. Yani kapılar sözleşmedeki maddeye göre Ahşap plakalardan yapılmalı.
Oysa sıra kapılara geldiğinde bize mdf üzerine kaplama kapı yapacaklarını eğer ahşap istiyorsak fark ödememiz gerektiğini söylediler. Bu fark neredeyse 10.000 TL ye ulaşıyordu.
Sözlü olarak fark ödemeye razı olduk. Ancak bu konu kafama öyle takılmıştı ki, internette “masif panel” tanımlarına baktım. Tanıdığım tanımadığım birçok marangoza ve kapı üreticisine telefon ederek kapının tarifini ve resmini istedim. Hepsi aynen benim istediğim ahşap kapıları tarif ettiler. Yani sözleşmede yazan ile benim fark ödeyerek yaptırdığım kapı tıpatıp birbirinin aynı idi.
Bunu onlara hatırlattığımda sözleşmedeki maddede yazılan masif panel kapıyı mdf kaplama kapı kastederek yazdıklarını, bir ifade hatası yaptıklarını söyleyip fark almamaya yanaşmadılar. Henüz bu sorun çözüme kavuşmadı.
Bize anahtar teslim fiyatı vermelerine rağmen hemen her malzeme seçiminde ekstra ödeme çıkıyordu karşıma. Hem de ciddi ödemeler. Kapılar için 7.000 TL Mutfak için 2500 TL. Mutfak tezgahı için 2500 TL Krom evye için 350 TL, kapı ve pencere kolları için 250 Tl . Elektrik düğmeleri için 1000 TL gibi toplamda 20.000 TL yi bulan ekstra ödemeler istediler. .
Biz anladık ki onlar kaba inşaat dışındaki her ürünün fiyatını piyasanın en aşağı fiyatlarından hesaplayacaklar bizden alacakları farktan da kar edeceklerdi.
Sonunda biz fiyata dahil olan malzemeleri kullanmalarını ve bizden fark istememelerini söyledik. Şimdi mutfak tezgahım son derece kalitesiz bir mermerden yapılıyor. Bugün piyasada metretülü 100 liraya mutfak tezgahına uygun mermer yok. Ucuz mermerler merdivenlerde filan kullanılıyor. Ama onlar mermeri fiyatlandırırken 100 TL den gösterdiler ki ben iyi bir tezgah istediğimde aradaki fark çoğalsın ve onlar da bu işten kar etsinler. Banyo lavaboları da aynı şekilde oluyor. Seramikler pahalı idi çünkü.
Evye krom değil yine mermer dökme oluyor. Vitrifiyeler kalitesiz markaların kaliteli (1) ürünlerinden kullanılıyor. Kendi seçtiğim malzemelerin çoğunu modası geçen ürünlerden seçtim ki fark talep edilmesin. Çünkü biz anahtar teslim anlaşması yüzünden elimizdeki bütün parayı onlara vereceğiz. Ekstra hiçbir ödeme yapamayız. Eğer malzeme ve fiyatları baştan belirtilseydi biz evin m2 sini daha küçük tutardık ama daha kaliteli malzeme kullanırdık.
Siz bu tuzağa düşmeyin olur mu?
Eşim bu konu da o kadar öfkeli ki, inşaat teslim edildikten sonra bu kalitesizliği yaşamamak için gerekli gördüğümüz her şeyi değiştireceğini söylüyor.
Bu yazdıklarımı hanımlar okuyorlarsa neler hissettiğimi anlayacaklardır. İnanın yazarken bile nefesim daralıyor.
Bu yüzden lütfen fiyat araştırması ve malzeme seçimi için ayıracağınız zamanı, sözleşme yaptıktan sonra değil, sözleşmeyi imzalamadan önce harcayın. Son pişmanlık fayda vermiyor.
Ya da sözleşmeyi anahtar teslimi olarak yapmayın, mutfağı, banyoları, hatta kapıları bile pekâlâ imalatçılara yaptırabilirsiniz. Her satıcının montaj ekipleri var. Ama su ve elektrik tesisatında kullanılan malzemeleri imza atmadan önce sözleşmeye yazın. Örneğin ahşap evde kolayca alev alacak kablo kullanmalarına izin vermeyin.
Bütün ahşap ev yapımcıları işçilerin yemek ve barınma ihtiyaçlarını sizden isteyecekler. Maliyet hesabını yaparken bunu da bütçenize katın. Biz bir yemek fabrikasından getirtiyoruz yemeklerini. Bu biraz daha ucuza geliyor. Ama bazı öğünlerde 15 kişiye ulaşıyor tabldot sayısı.. Sanırım toplamda 3.500 TL civarında bir yemek bedeli ödeyeceğiz. Eğer işçileri barındıracak bir yeriniz yoksa 60 gün boyunca otel masrafı korkunç rakamlara çıkacaktır. Biz bahçede bulunan bahçıvan odalarını onlara vererek bu masraftan kurtulduk. Yaptığımız araştırmaya göre en ucuz ve kötü otellerde bile 2 kişilik oda 20 TL. 60 gün boyunca 3 oda bedeli 3600 TL yapar. Bu nedenle bir konteynır ya da 2 aylığına bir ev kiralamanın daha akıllıca olacağını düşünüyorum.
Devamını okuyun...>>






