Evet, bugün güzel bir gün. Tüm kötü olaylara rağmen güzel. Siz de günlüklerinize o günün olumsuz duygularını değil, gelişen güzel olayları yazmayı dener misiniz?
Ben lise çağlarımdan beri günlük tutarım. Geçenlerde ilk kızımı dünyaya getirdikten sonra tuttuğum günlük geçti elime. O günlerde kendime dert ettiğim şeylerin bugün hiç bir önemi kalmamıştı. O kadar sıradan şeyleri büyütüp ağlamışım, o kadar küçücük şeyleri sıkıntı etmişim ki.. Okudukça genç Gülsüm'ü fena halde kınadım.
Sonra 2008 yılındaki notlarıma göz gezdirdim. Aman Allah'ım, o ne karamsarlık, o ne umutsuzluk, o nasıl bir kavgadır bitmek bilmeyen... Hiç mi büyümemişim geçen onca yılda.
Oysa son üç yılda yazdıklarım ne kadar da bambaşka. Her günün başında
"Bugün güzel bir gün" ya da "Bugün yine güzel bir gün" başlıkları var. En sıradan günde bile yaptığım yemek beni mutlu etmiş. Bir telefon konuşmasına sevinmişim. Eşimle kavga etmemişim hiç. Bazı sayfaların en altlarında küçük fontlarla "Mahkeme 4 ay sonraya ertelendi" , "Arabamıza çarpmışlar" gibi olumsuz şeyleri de not etmişim. Eskiden olsa Hakimlere ver yansın eden yazılar yazardım herhalde. Ya da arabaya çarpan kişiye söylenip dururdum.. Hayır. Sadece başlık yazmışım o kadar. Günlüğümde yaptığım yemeklerin resimleri var. O gün açan bir çiçeğin fotoğrafını yerleştirmişim. Yaptığım hobi ürünlerinin resimleri süslemiş sayfaları. Cıvıl cıvıl bir günlük olmuş.
![]() |
| Kötü Duygular Bir Üfleme Kadar Kolay Yok Edilebilir. Yeter ki İsteyelim |
Ben günün güzelliklerini yazııyorum diye kötü şeyler bitti mi? Hayır. Her yerde yine bencillik var, haksızlık var, vurdumduymazlıklar , saygısızlıklar , ihmaller var.. Ama ben onları kale almıyorum. Onları yazmaya , diğer bir deyişle hayatıma eklemeye gerek duymuyorum. Bu nedenele bilinçaltımda kötü anılar öbeklenip kalmıyor. Yazmak ya da konuşmak "tekrar etmek" demektir. Ezberlemek istediğimiz şiirleri de tekrar tekrar okumaz mıyız? İşte onun gibi yaşadıklarımızı da tekrarladıkça ezberliyor ve unutulmaz hale getiriyoruz. Eğer ezberlediklerimiz , yani alt belleğe yerleştirdiklerimiz kötü duygu ve düşüncelerse ruhumuzun da o kötü şeylerle beslenmesine sebep oluyoruz. Bir biçimde ruhumuzu hasta ediyoruz.
İşte bu yüzden son yıllarda tuttuğum günlükleri okuduğumda neşeleniyor ve kendimi daha mutlu hissediyorum. "Evet, BUGÜN GÜZEL BİR GÜN" mahkemelere, haksızlıklara, becilliklere... tüm kötülüklere inat bugün çok güzel bir gün. Çünkü ben kendimi üzmüyorum. Başkalarının beni üzmek için gösterdikleri çabaları umursamıyorum. Ben, kendi hayatımın odak noktasıyım ve duygularımın mutlak hakimiyim. Üzülmek istemiyorsam üzülmem.
Biliyorum, hayatta çok zor anlar da var. "Sevdiğimiz bir insanın bizden ebediyyen ayrılmasını mutlulukla mı karşılayacağız" diye sorabilirsiniz. Bizi mutsuz kılan duygular, hırs, kin, nefret, anlayışsızlık, alınganlık, isyan gibi olumsuz duygulardır. Ayrılık karşısında duyduğumuz üzüntü ise doğal ve çok samimi bir duygudur. Yani, hastalık, ayrılık gibi olayların oluşturduğu duygular eğer içinde isyan yoksa son derece olumlu duygulardır.
Dikkat ediyorum da paylaştıkça rahatlatan duygular olumlu, paylaştıkça bizi hırslandıran ve kışkırtan duygular olumsuz duygulardır demek yanlış olmaz sanırım.
Babamı kaybettiğim zaman çok acı hissetmiştim. Ama o zaman bile annemin , kardeşlerimin, evlatlarımın yanımda oluşlarına şükredebilmiştim. Sevdiklerime ve hayata daha sıkı sarılabilmiştim.
Kendimizi mutluluğa yönlendirmek pek de zor bir şey değil aslında.
Sizlerin bu konuda önerileriniz var mı? Paylaşırsanız sevinirim.
Devamını okuyun...>>






